SON DAKİKA
Hava Durumu

ŞERAFATTİN AŞUT " SEÇİMLERDE ADAY DEĞİLİM"

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut'un, yeni dönem MTSO seçimlerinde aday olmayacağını açıkladı

Haber Giriş Tarihi: 20.07.2017 14:53
Haber Güncellenme Tarihi: 20.07.2017 14:53
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.bilginhaberci.com
ŞERAFATTİN AŞUT " SEÇİMLERDE ADAY DEĞİLİM"
FERDA BİLGİN-Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut'un, yeni dönem MTSO seçimlerinde aday olmayacağını açıkladı. Aşut konu ilgili olarak MTSO Konferans Salonunda bir basın toplantısı düzenledi. MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut, Yaklaşan MTSO seçimlerinde; bazı yanlış bilgiler, dedikodu düzeyine gelen söylentiler ve bazı çevrelerin kurumlarını yıpratma çabalarının önüne geçmek için, bu toplantıyı düzenlediğini ifade ederek," Memleketimle, Mersinle gurur duyuyorum ama ne yazık ki Mersinli Mersin’e sahip çıkamıyor.

Mersin’e sahip çıkmak demek önce insanına ve değerlerine sahip çıkmak demektir. Mersinliler derken sizler gibi değerli dostlarımı veya vatandaşlarımızı kast etmiyorum. Ben Mersinlilerin büyük teveccühünü ve sevgisini her dam yaşadım. Hepinize minnettarım.

 

Sahip çıkamayan kentin ağabey sayılan o büyük kurumlarıdır. Ne yazık ki, kentin kurumları ve dinamikleri tek bir vücudun parçaları olduğunu kabul edemedi.

Anlamsız bir rekabete giriştiler…Bu kentin kurumları ve dinamiklerine “biz bir birimizin rakibi değil, tamamlayıcısıyız” ruhunu veremedik, ne yazık k bunu başaramadık…Bu birliğin öneminin ne olduğunu bilmeyen bazı küçük ruhlu kişiler ise bu rekabet çok güzel kullandı.Acı olan şey ise; kentin önemli kurumları bu küçük ruhlu kişilere daha çok prim verdi. Anlamak zor değil aslında…

Herkes bir birinin küçük çıkarları için, herkes bugünü kurtarmak için Mersin’in geleceğini yok saydı…

Kim ne kazandı, km ne kaybetti? Bunun muhasebesini de, bu kurumların başında bulunanlara bırakıyorum…Herkes Mersin tarihinde layık olduğu yeri alacaktır…

Hangi kurumda görev aldıysam büyüklerimizin bize verdiği öğütler, bize kazandırdığı değerler yol gösteren yıldızlarımız oldu.MTSO başkanlığım boyunca siyaseti Odamıza sokmadım, sokmamaya çalıştım. Siyaset üstü olmaya azami gayret gösterdim.Şunun altını da özellikle çizmek isterim: Siyaset üstü olmak devlete veya hükümetlere mesafeli olmak değildir. Biz seçilmiş her hükümetimizle uyum içinde çalıştık. Sonuçta onları seçen de bizleriz.Bizler demokrasiye gönül vermiş bir camiayız.Siyaset üstü olmanın esas amacı, Oda içinde yapay ayrımcılıklara yer vermemektir. "dedi. MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut'un toplantıdaki konuşmasının tam metni ise şöyle:

 Değerli Basın Mensupları, Değerli Dostlarım, Sizleri Şahsım ve Mersin Ticaret ve Sanayi Odası adına saygıyla selamlıyorum. Değerli Dostlarım, Yaklaşan MTSO seçimlerinde; bazı yanlış bilgiler, dedikodu düzeyine gelen söylentiler; Ve bazı çevrelerin kurumumuzu yıpratma çabalarının önüne geçmek için, sizleri en yetkili ağızdan bilgilendirmek istedim. Nazik katılımlarınız için teşekkür ederim. Öncelikle bu hafta yaşadığımız; Hem MTSO olarak, hem de benim yaşamımda önemli izler bırakan iki değerli büyüğümüzün kaybı ile derin bir üzüntü yaşadık. Değerli büyüğümüz MTSO eski Meclis Başkanı Sayın Kadir Aktaş; Ve değerli ağabeyim, yol arkadaşlığı yapma mutluluğuna eriştiğim MTSO eski Meclis Başkanı ve bir önceki MTSO EKAV Başkanı Sayın Hacı İbrahim Kiper… Her ikisine de yüce Allahtan rahmet diliyorum. Cenaze namazı öncesi İmam Efendi helallik isterken, o an şunu düşündüm: Aslında onların bize haklarını helal etmesi gerekirdi…

Özellikle rahmetli İbrahim ağabey hayırlı işlere o kadar koşturduk k; Oda için, gençler için, yaşlılar için, meslek liseleri yapımı için, Mersinliler için o kadar hayırlı işlerde o kadar çok yoruldu ki…

Allah ondan razı olsun… Ama bak kalan şu kubbede bir hoş sedaymış dedik; Daha k gün önce yen yayınlanan kitabımın imza gününde kayıplarımızı rahmetle anarken; “ Ölürse ten ölür, canlar ölesi değil” demiştik, İbrahim Ağabeye de uzun ömürler dilemiştik. Ancak, nasip iki gün sonra bu acı haber almakmış… Tekrar tüm kayıplarımız için rahmet diliyorum. Onlar ve daha önceki büyüklerimiz bu kurumların ağır yükünü sırtladılar, çok emek verdiler… Sizler hep buzdağının üstünü gördünüz ama o hizmet buz dağının altında devasa bir kısım vardı k; O yükün ağırlığı, bu sorumluluğu alanları çok ama çok yıprattı. Elbette bizler de bu yıpranmadan nasibimizi aldık… Değerli Basın mensupları, Değerli Dostlarım, Bir söz vardır: “ Davulun ses uzaktan hoş gelir” diye… MTSO gibi önemli kurumlarda görev almanın, Meclisinde, Yönetiminde, hatta Başkanlık makamında bulunmanın sağladığı o “sözde” büyük avantajlar iştahları kabartır; Gıpta ile birçok kişi, bu makamlarda olmak ster;

Veya sanki bu görevlerdeki kişiler bir elit tabaka, seçkin bir zümre gibi algılanır. Mersin Kent Edebiyat Ödülü törenlerinde birinde“iş dünyası, yan bizler burjuva sınıfı değiliz” demiştim. Bizler de esnaf, sanatkar, emekçi ve memur ailelerinin çocuklarıyız. Buralara tırnakları ile gelen Anadolu insanlarıyız demiştim. Evet, dışarıdan zaman zaman farklı algılanan bu camianın bir ferdi olarak, bu görevler yaparken her şeyimizden fedakarlık ederek çalıştık. Bunları asla dile getirmedik. Sizler sadece buz dağının üstünü gördünüz… Bu makamlarda olmak camianın tüm yıldırımlarına paratoner olmaktır. Bu makamlarda olmak, camianın yağmuruna, fırtınasına siper olmaktır. Örneğin: Çocuklarımızın okul mezuniyetlerine gidemedik, çünkü OSB’nn asfaltının dökülmesi  gerekiyordu. O asfalt dökülecek, o fabrikalar çalışacak, o insanlar evlerine ekmek götürecekti… Çocuklarımızın hastalıklarında başlarına duramadık; Çünkü ya OSB’nn, ya MTSO’nun takip edilmesi gereken bir projesi vardı. Çünkü memlekette iş ve aş bekleyen ve ailemizden farklı görmediğimiz insanımız vardı… Bu projeler takip edilecek ki, firmalar ayakta kalsın. Bu işler için fedakarlıklar yapılacak k, insanımız evine ekmek götürsün. TOSYÖV’den  MORSKUD’a; OSB Yönetiminde görev aldığım o günlerden MTSO sürecine kadar; en az 20 yıl… Kendini  memleketine adayan insanlarla çalıştım, onların öğrencisi oldum… Görev istemedim ama hiçbir görevden kaçmadım. Ailemizi ihmal ettik, işlerimizi ihmal ettik, kendimizi ihmal ettik. Ama milletimiz için, Mersin için yapılan hizmetlerin manevi değeri bizi mutlu etti. Kötü sözler duymadık, moral bozanlara kulak asmadık… Ama tüm bu olumsuz enerjiler  bizden bir şeyler götürdü…

Sonuçta insanız, makine değiliz… OSB ve MTSO’ya ayırdığımız zamanın onda birini işimize ayırmadık. Bu konuda kardeşlerimden bile sitem aldım. Odamızın Meclisinden yönetimine ve çalışanlarına kadar; Kendi alemle ilgilenmediğim kadar ilgilendim, yanlarında oldum. Ve bunu da mutlulukla yaptım. Ama bu süreçte çok ama çok yıprandım. Ailem yıprandı, işim yıprandı, şirketim yıprandı, sağlığım yıprandı… Memleketimle, Mersinle gurur duyuyorum ama ne yazık ki Mersinliler Mersin’e sahip çıkamıyor. Mersin’e sahip çıkmak demek önce insanına ve değerlerine sahip çıkmak demektir. Mersinliler derken sizler gibi değerli dostlarımı veya vatandaşlarımızı kast etmiyorum. Ben Mersinlilerin büyük teveccühünü ve sevgisini her dam yaşadım. Hepinize minnettarım. Sahip çıkamayan kentin ağabey sayılan o büyük kurumlarıdır. Ne yazık k, kentin kurumları ve dinamikleri tek bir vücudun parçaları olduğunu kabul edemedi. Anlamsız bir rekabete giriştiler… Bu kentin kurumları ve dinamiklerine “biz bir birimizin rakibi değil, tamamlayıcısıyız” ruhunu veremedik, ne yazık ki bunu başaramadık… Bu biriliğin öneminin ne olduğunu bilmeyen bazı küçük ruhlu kişileri ise bu rekabet çok güzel kullandı. Acı olan şey ise; kentin önemli kurumları bu küçük ruhlu kişilere daha çok prim verdi. Anlamak zor değil aslında… Herkes bir birinin küçük çıkarları için, herkes bugünü kurtarmak için Mersin’in geleceğini yok saydı… Kim ne kazandı, kim ne kaybetti? Bunun muhasebesini de, bu kurumların başında bulunanlara bırakıyorum

Herkes Mersin tarihinde layık olduğu yer alacaktır… Biz bu kıskançlık ve büyüklük tuzağına düşmeden yolumuza devam ettik. Sitem etmedik, küsmedik, ağlamadık… Bu makamlara seçilerek ve teveccühle gelen insanlar böyle yapmalıdır zaten. Sonunda “mutlu musun, tatmin oldun mu?” diyenler var. Karşılık bekleyenlere bu soru sorulabilir, ben bir karşılık beklemedim ki… Hiç bir zaman karşılık bekleyerek bu hizmetlerin içinde bulunmadım ki… Ben ve yakın arkadaşlarım sorumluluk hissettiğimiz bir konuda görev aldık, gönüllü olduk, kendimizce bir iyiliğin parçası olduk ve denize attık. “Balık bilmese de, Halk bilir” dedik… “Halkın rızası, HAKKIN rızasıdır” dedik, büyüklerimizden böyle gördük. Ne bir kibir, ne bir büyüklük ne de bir şeyler topluma bahşetmiş bir adam durumundayım… Böyle bir his içinde değilim. Vatanım için bir hizmetti, yaptım… O kadar… Hangi kurumda görev aldıysam büyüklerimizin bize verdiği öğütler, bize kazandırdığı değerler yol gösteren yıldızlarımız oldu. MTSO başkanlığım boyunca siyaset Odamıza sokmadım, sokmamaya çalıştım. Siyaset üstü olmaya azam gayret gösterdim. Şunun altını da özellikle çizmek isterim: Siyaset üstü olmak devlete veya hükümetlere mesafeli olmak değildir. Biz seçilmiş her hükümetimizle uyum içinde çalıştık. Sonuçta onları seçen de bizleriz. Bizler demokrasiye gönül vermiş bir camiayız. Siyaset üstü olmanın esas amacı, Oda içinde yapay ayrımcılıklara yer vermemektir. Etnik, din ve mezhepsel ayrımcılılarının aklımızın önüne geçmesine izin vermedim. 21’nc yüzyılda, bu yapay ayrımcılıkları bir utanç olarak gördüm ve ÖNCE İNSAN dedim. Bir önceki MTSO seçimlerinde siz değerli basın mensupları çok güzel haberler yapmış ve manşetler atmıştınız. Ama bir manşet hala hatırlarım... Sayın Abdi Satıroğlu kardeşim atmıştı sanırım manşet: “Mersin’ birleştiren Adam” diye. O noktada hiçbir mecburiyetimiz yokken Meclis Başkanlığı seçiminde bir geri adım attık. O gün de çok eleştirildim.

Kucaklaşmak için, huzur için, dostluk için yaptık. Odamızın kültürü gereği yaptık. Aslında Mersin’ birleştiren Odamızdı. Bunun için MTSO’nun Mersin için önem, zannedilenden çok çok büyüktür. MTSO bu kentin toplumsal harcıdır, tutkalıdır, geçmiş ve geleceğidir. MTSO bu kent bütüncül anlamda kucaklayan yegane kurumdur. Kim olursa olsun, çatısı altında ayrımcılığa tabi tutulmadan yer bulabildiği yegane kurumdur, bunu iddia ile söylüyorum. Ve ben bu bir buçuk asırlık çınarın kültürüne halel getirmeden hizmet ettim. Bedel ne ise, bedel ödedim. Helal olsun…
Bedel nasıl mı ödedim? Bunları yaparken, çoğu zaman kendi yol arkadaşlarıma rağmen, kendi yol arkadaşlarımın bu kriter ve değerler sahiplenmemesine rağmen bu yolda yürüdüm. Siyaset üstü kalmak adına, kendi yol arkadaşlarımla mücadele ettim, kentin bazı dinamikleri ile mücadele ettim. İstedim ki, MTSO hiç kimsenin değil; sadece aklın, bilimin ışığında Mersinlilerin sesi olsun. İstedim ki, MTSO kurumlarla kavga eden değil, proje üreten bir yer olsun, çağı yakalasın. Bu konuda bile, bazı projelerde kendi yol arkadaşlarımın vizyonu ben hayal kırklığına uğrattı. Olayları kişisel hale getirmeler ben çok üzdü… Bazıları MTSO’yu kişisel çıkarların kavgasının verildiği yer zannetti. Buna izin vermedim. Kötü adam oldum… Bazıları MTSO’yu ihtirasların tatmin yeri zannetti, buna da izin vermedim. MTSO birilerinin nemalanacağı bir yer değildir. MTSO hiç kimsenin adından yararlanacağı bir yer olmamalıdır, buna izin vermedim, kötü adam oldum… Ben MTSO’dan değer alan değil, buraya değer katanların burada olmasını istedim. Bu gönüllülük esasıyla, bu vefakar tavırla, beklentisiz hizmetlerin merkez olsun istedim. Yen bir seçim dönem yaklaşıyor. İnşallah Odamızın seçilecek olan yen yönetim ve yen Yönetim Kurulu Başkanı bu vizyona sahip olur. Dili bilen, dünyayı bilen, genç, proje odaklı çalışan, yapay tüm ayrımcılıkları elinin tersi ileten bir yönetim ve bir başkan inşallah MTSO’nun değerli üyelerinin teveccühü ile seçilecektir. Bu vesile ile ben yen dönemde Sektörümden aday olmayacağımı siz değerli dostlarım ve değerli Mersinlilerle paylaşmak isterim.

Bunun dışında hiçbir başka amacımın olmadığını, hele hele siyaset gibi bir alana hiç bir zaman teveccüh göstermediğim en iyi bilenlerdensiniz… Bu karar benim tek başıma aldığım bir karar değildir. Ben tanıyanlar iyi bilir. Çevremdeki dostlarımın, ailemin, yakın yol arkadaşlarımın tavsiyelerine çok önem veririm. Bu; ailemin, kardeşlerimin, firma yönetici ve çalışanlarımın, MTSO’ daki yakın yol arkadaşlarımla yaptığım istişarelerimin sonunda aldığım bir karardır. Hiçbir görevden kaçmadım, hayatta hiçbir zorluk karşısında pes etmedim, yılmadım, vazgeçmedim. Bu karar da; bir korkunun, pes edişin veya başka bir yorgunluk veya yılgınlığın sonucu değildir. Ben makamları “vazgeçilmez” gören bir kişi olmadım. Makamların sadece hizmet etme yer olduğunun bilincinde olan bir insanım. Ben şu kısa ömrümde, kentim ve iş camiası için görevim yaptığıma inanıyorum. Memlekete hizmet etmek için koltuğa gerek yok. Ben nefes aldığım sürece; yine meslek liselerinin yanında olacağım; Yine Odamızın projelerinin takipçisi ve destekçisi olacağım; Yine eğitimin bir neferi olacağım. Görev aldığım her kurum benim için kutsaldır ve değerlidir ama ben bu makamlarla Şerafettin AŞUT olmadım; Şerafettin AŞUT olduğum için bu gönüllü hizmetlerde yer aldım. Nefes aldığım sürece, önce kentimin sonra da ülkemin ekonomisinin ileriye gitmesi için çaba sarf edeceğim. Benim için, bu onurlu kurumda Yönetim Kurulu Başkanı olmanın onuru ve gurur ne ise; MTSO’nun sıradan bir üyesi olmanın onuru da aynı şeydir. Bizim camiamız bir hiyerarşi camiası değildir. Ben her zaman bu ruhla ve bu felsefe ile bir nefer gibi çalıştım. MTSO’nun bir departmanının çalışanı gibi işler takip ettim. Başkanlık yaptım ama başkanlık taslamadım. Tam 9 yıldır sizler en y bilenlerdensiniz, tam 9 yıldır ben o başkanlık koltuğunda bir kez bile oturmadım. Kendim layık görmedim, başkanlık taslamadım. O koltuk benim Kadir abimin bana emanet idi. Benim edebim o koltuğa oturmama izin vermedi. İnşallah MTSO üyeler kent her anlamda kucaklayacak bir başkanı seçecektir. Ben şimdiden o başkanımıza, değerli yönetim ve meclise bu günden hitap ediyorum: Lütfen bu kurumun neredeyse bir buçuk asırlık bir çınar olduğunu unutmayın. Bölen değil, birleştiren olur, Yıkan değil, yapan olun, Ayrıştıran değil, kucaklaştıran olun Nefret değil, sevgi ve saygıyı yüceltin, Siyasetin olumlu yanını kullanın, insanların etnik, din ve mezhep değerlerine saygı duyun, Ama; siyasi, din, etnik, mezhepsel tüm yapay ayrımcılıkları asla Odamıza sokmayın. Demokrasi dayanağımızıdır, Cumhuriyet varlığımızdır, Büyük önder Mustafa Kemal Atartürk’ün hedefler en büyük hedefimizdir. Yan, çağı yakalayan bir Mersin, bilme inanan bir Mersin...

Değerli Basın mensupları, Değerli Dostlarım, MTSO gibi bir kurumda böylesi görevler almayı nasip eden Allah’ıma şükrediyorum. Hayırlı işlere vesile olabildimse ne mutlu bana… Tarih; en büyük değerlendiricidir. Bir hoş seda bırakmak için çıktığım bu yolda; Bana inanan, bana destek veren, yanımda olan herkese şükranlarımı sunuyorum. Allah bu hayırlı kurumu sonsuza kadar dam etsin. Hakkınızı helal ediniz. Sizler ve tüm Mersin iş camiasını, MTSO ailesini, tüm Mersinliler sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Yaklaşan Oda seçimlerinde sektörümden aday olmayacağımı bir kez daha siz değerli Mersin iş dünyasıyla, basın dünyası ve değerli Mersinlilerle paylaşmak istedim. Katılımlarınız için teşekkür ediyorum. Özellikle kentn tüm alanlarındaki gelişmeler ve projeler duyurma ve gelişmiş bir Mersin algısı yaratma anlamında benim her dam yanımda olan; Gerçek Mersin basınına, basın etiğini iyi bilen siz değerli basın dünyası profesyonellerine de ayrıca teşekkür ederim.

MTSO seçim dönemine kadar tüm arkadaşlarımla; görevlerimizin başında, aynı sorumluluk ve gönüllük ruhuyla, aynı Mersin sevdasıyla çalışmaya, görevlerimiz layıkıyla yapmaya devam edeceğiz. Sevgi ve saygılarımla… Allah’a emanet olun…  

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.