SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

MERSİN’İN “OTEL KORKUSU” VE ÖTESİ

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 08.02.2018 12:05
 Bu kadar çok zenginliğe sahip bölgemizin, turizm alanında geri kalmış olmasından yakınır dururuz.

Kentin turizm dinamiklerinin yıllardır yürüttükleri yanlış politikanın sonucudur bu.

Bu yanlış politikaların doğrudan sonuçlarından birisi yatak sayımızın yetersizliğidir; buna rağmen yatak sayısının yetersizliği de yine aynı çevreler tarafından bir mazeret olarak kullanılır.

Evet; yatak sayısındaki yetersizliğin nedeni de yıllardır sürdürülen yanlış turizm politikalarıdır. Sektörel gelişmenin kendisi doğru yönlendirilebilseydi, alt yapıya dönük yatırımlar da çekici hale gelirdi.

Şimdi, en azından bu kısır döngü anlaşılmış durumdadır. En azından son yıllarda Mersin’de hizmet, bankacılık, liman, Serbest Bölge, ticaret ve özellikle lojistik sektöründe büyük toplantılar dikkat çekmektedir. Bu toplantıların ve kentte hızla güçlenen sağlık yatırımlarının öncelikle kentteki otellerde yatak kapasitesini ve kalitesini zorladığını biliyoruz.

Buna rağmen otel yapılmasına da hem yeterli desteği göstermiyoruz; hem de otel planlama ve yatırımlarını engellemeye çalışıyoruz.

Bunun da Çevrecilik adına yapıldığı söylendiğinde, bu engelleme adeta bir kutsallık kazanıyor.

Evet; sakince düşünelim:

Kışla arazisi neredeyse bir asırdır boş duruyor.

Şimdi buraya yapılmak istenen bir otel engellendi; bu arazi bir yarım asır daha boş duracak. Oysa tam karşıda batıya doğru 15 km. uzunluğunda bir yeşil alan uzanıyor, doğuda ise Atatürk Parkı var.

Kışla arazisi Çamlıbel’in batı yönünde dinamik gelişmesini durduran bir ölü boşluktur; hiçbir kentte böylesine bir kesintiye izin verilmez. Zaten Cumhuriyet Meydanı da bu anlamda kent merkeziyle Çamlıbel’in doğu yönünde buluşmasını engellemiştir ve yıllardır buna dönük bir planlama yapılmamıştır.

Güzelim Çamlıbel semtinin giderek büyüyen çöküşünü kimse bu yanıyla tartışmamıştır.

Kışla arazisine yapılacak bir otel ve çevresindeki sosyal donanım, hem Çamlıbel’in çöküşünü durduracaktı, hem de kentin kalbindeki bu muazzam ölü boşluğu dinamik hale getirecekti; olmadı!

Yineleyelim: Buraya yapılacak bir beş yıldızlı otel aynı zamanda hem Çamlıbel’i hem de tüm çarşıyı ve kent merkezini ekonomik anlamda kalkındıracaktı.

Olmadı; çevrecilik adına sürdürülen mahalle baskısı tüm arayışları susturmaya yetti…

Şimdi de Mezitli’de yapılmak istenen bir otel engellenmeye çalışılıyor; buranın spor alanı olması isteniyor.

Tam bu noktada, yine çevrecilik adına Mezitli Belediyesinin çok uygun bir yerde yapacağı Kültür ve Sanat Merkezinin de yine üç beş kıytırık ağaç bahane edilerek engellendiğini hatırlayalım.

Ama Mezitli Belediyesi bu dramatik olaydan gerekli sonucu çıkarmış mıdır? Cevabını ilgililer vermelidir.

Nitekim, Mezitli ve çevresine büyük sosyo-ekonomik imkân sağlayacak bir tesisleşmeye, yine Çevrecilik(!) adına itiraz ediliyor; buranın spor alanı olarak işaretli kalması için Meclis kararı çıkarılıyor ve kamu oyu yaratılıyor.

Yine sakince düşünelim:

Mersin şu anda Akdeniz Oyunları dolayısıyla Türkiye’nin en modern ve zengin spor tesislerine sahiptir.

Maalesef bu tesisler hem Mersinliler tarafından yeterince kullanılamıyor hem de yöneticiler bu tesislerin ulusal ve uluslararası spor etkinliklerinde kullanılmasını sağlayamıyor.

Mezitli ilçemize on dakika mesafedeki bu uluslararası spor tesislerinden kaç kişi faydalanıyor? Kaldı ki, Mezitli Belediyesinin yaygın ve başarılı spor faaliyetleri olduğunu biliyorum; dolayısıyla, bu ilçemizde hâlâ kritik ölçekte bir spor alanı sorunu var ise, bunu ilçenin sosyo-ekonomik gelişmesine büyük katkısı olacak otel ve sosyal tesisler projesi engellenmeden çözüm aranmalıdır.

Geçtiğimiz yıl İstanbul Spor İl Müdürü İbrahim Koç ile görüşmüştüm. Kendisinin Akdeniz Oyunları’nın başarı ile gerçekleşmesinde büyük katkısı olmuştur.

Uluslararası etkinlikler için Mersin’de birbirine yakın yeterli sayıda otelin olması gerektiğini; bu eksiklik yüzünden ciddi sportif organizasyonların yapılamadığını söylüyordu.

 

Metropol binasında atıl durumda bekleyen dev gökdelen otel…

Artık yıkılmaya yüz tutan Mezitli’deki İçişleri Bakanlığı tesisleri…

Bunları değerlendirmek kent yöneticilerinin, Belediyelerin ve turizm dinamiklerinin önceliği olmalıdır.

 

Yıllarca Büyükşehir Belediyesi ve MTSO’ nun turistik geziye dönen yurtdışı fuar gezileri bu kenti 20 bin gibi bir üzücü turist rakamına mahkum etmiştir.

 

Ayrıca bugün sağlık ve spor turizminde, hizmet sektöründe önemli bir şansı olan Mersin’de bunun için en gerekli alt yapı olan otellerin engellenmesini anlamak mümkün değil.

 

Her zaman ki gibi Mersin kaybediyor, Mersin’in insanları kaybediyor.

Bu zengin hazinenin üzerinde bunu değerlendiremeden oturuyoruz.

Sorunları ve çözümleri iç içe düşünmek gerekiyor; özellikle son yıllarda çevreciliğin bir mahalle baskısına dönüştüğü çok açıktır.

Bunun da uluslararası küresel güçler tarafında nasıl kullanıldığı konusunda sayısın dersler aldık.

Artık Mersin’de bu meseleyi çağdaş, vizyoner ölçüler içinde ve çevrecilik kavramını kutsallaştırmadan, bir baskı aracına dönüştürmeden konuşmak gerekiyor.

Paralel çözümler aranmalıdır; çevrenin korunması herkesin ve hepimizin sorumluluğu altındadır; ama bunu bir kırbaç gibi kullanmak, farklı çözüm arayışlarını durduran bir kutsala dönüştürmek?…

işte Çamlıbel ortada ve oradaki çöküş durmuyor ve biz Kışla alanında ortaya çıkan bir imkânı da reddediyoruz.

Üstelik bu kentte çok ciddi bir yatak açığı var; otel açığı var.

Şimdi; Mezitli’deki meseleyi biraz daha sakin konuşabilir miyiz? Konuyu militan bir kavganın diliyle değil, farklı politik beklentilerle iç içe değil; uzun dönemli ve çok daha geniş bir ilişki içinde tartışabilir miyiz?

Şu İSTEMEZÜK! konumundan azıcık uzaklaşabilir miyiz?

İnanın geleceğimiz için, Mersin için buna çok ihtiyacımız var.

 

HARUN ARSLAN